3 Ekim 2012 Çarşamba

Çengelköy'de Kahvaltı

    Çengelköy İstanbul'un en eski yerleşim birimlerinden olan bu semtte; çıtır simitçisi, eski İstanbul evleri, eşsiz İstanbul Boğazı manzarasıyla hafta içinde veya hafta sonunda güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz.
     Çengelköy' de kahvaltı yapabileceğiniz güzel mekanlar arasında aklıma ilk gelen yer Tarihi Çınaraltı Kahvesi. Kahve dediğime bakmayın öyle yaşlı amcaların sabahtan akşama kadar oturduğu türden bir yer değil...
Çengelköy'de akşam manzarası
Çengelköy'ün belkide denize kıyısı olan ender mekanlarından birisidir. Her yaştan insanın uğrak yeri olan Tarihi Çınaraltı kahvesine girdiğinizde ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.Çalışanları güler yüzlü olan Çınaraltı Kahvesi'nin menüsü çok geniş olmakla beraber dışarıdan yiyecek getirilmesine de müsaade edilmekte. Yalnız işletmenin misafirlerinden tek isteği, içeceklerin dışarıdan getirilmemesi. Bu konuda da hak vermemek elde değil gibi. Çayı bir harika Çınaraltı Kahvesi'nin, içtikçe içesiniz gelecek emin olun fakat dikkat edin bardaklar ufak olduğu için çayın büyüsüne kapılıp kabarık bir hesapla karşılaşmayın.
    Hizmetlerin güzel olmasının yanında, doğrusunu söylemek gerekirse fiyatlarda İstanbul standartlarında. Ne çok pahalı ne de çok ucuz, normal diyebiliriz. Eğer Sarıyer Börekçileri'nden yiyeceğinizi alıp giderseniz pek fazla hesap ödemeyeceğinizi söyleyebilirim fakat çaya dikkat edin daha öncede söylediğim gibi ...
          Çengelköy'e nasıl gidilir?  konusuna gelirsek;
Avrupa yakasından gelecekler için Beşiktaş'a veyahut Eminönü'ne yakın olanlar vapurlar ile Üsküdar'a geçip oradan meydandan geçen herhangi bir Beykoz otobüsüne binerler ise zorluk çekmeden Çengelköy'e ulaşacaklardır ancak uyarmadı demeyin akşam üstü yol tek şerit olduğu için İstanbul'un yoğun trafik problemiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.
Anadolu yakasından gelecek misafirler içinde Üsküdar otobüsleri'nden sonra Beykoz otobüslerine aktarma yaparak Çengelköy'e ulaşabilirler.
       Gün batımı,kahvaltı ve eski İstanbul evlerini gezebileceğiniz Çengelköy'ü sizlere elimden geldiğince tanıtmaya çalıştım.Dilerim keyifli vakit geçirirsiniz.
          Hepinize mutlu, sağlıklı ve huzurlu günler dilerim...

31 Mart 2012 Cumartesi

"İstanbul Adalar Turu:Heybeliada"



Büyükada'dan bir önceki durağımız olan "Heybeliada" yemyeşil korulukları ve tertemiz havası ile ünlü olmakla beraber , Heybeliada Deniz Lisesi,Ruhban Okulu ve Aye Ofemya Ayazması ünlü yapılarındandır.Ünlü şairlerimizden olan Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın adını taşıyan birde lise bulunmaktadır.


Ruhban okulu
Büyükada'ya nazaran turist sayısı az olan Heybeliada'ya daha çok karmaşadan bunalan ziyaretçiler gelmekte.Heybeliada da her an ezilme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığınız fayton kalabalığı yok.Heybeliada'da çok rahat bisiklet turu yapabilirsiniz.Şahsen ben kafa dinlemek istiyorsam Büyükada yerine burayı tercih ederim.Çok fazla gezilecek yeri yoktur ancak arkadaş grubunuz ile kalabalık gittiğinizde sıkılacağınızı sanmıyorum. Heybeliada'nın fiyatları biraz daha makul seviyede.Bisiklet kiralarken sakın pazarlık yapmayı unutmayın.Gün boyu 15 TL'ye bisiklet kiralayan bir adamdan sıkı pazarlıkla 7-8 TL birim fiyatı ile kiralayabilirsiniz bisikletlerinizi.Ayrıca mesire yerinde 11 TL'ye mangal,kömür ve çıradan oluşan bir set kiralayabilirsiniz.Heybeliada hakkında aklıma gelenler şimdilik bu kadar.Farklı şeyler hatırlarsam yazımı güncelleyeceğim.
Büyükada Turu Adlı yazımızda da Büyükada hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Kınalıada ve Burgazada yazılarımızda görüşmek üzere hoşçakalın...

20 Mart 2012 Salı

"İstanbul Adalar Turu:Büyük Ada"

Havalar ısınmaya başladı artık.İstanbul'a bahar geldi ve nihayet  kuşlar ötmeye,ağaçlar çiçek açmaya başladı.Söz verdiğimiz gibi "İstanbul Adalar Rehberi" ile karşınızdayız.Eğer vaktiniz ve imkanınız olursa "Adalar" havasında,İstanbul'a hem yakın hem uzak huzurlu bir hafta sonu geçirebilirsiniz.İstanbul Adalarının dizilimi sırası ile şöyle;"Kınalıada,Burgazada,Heybeliada ve Büyükada".
4 parçalı olan yazı dizimize ilk önce "Büyükada" ile başlayacağız.
"Büyük Ada" diye söyleyince herkesin aklına ilk önce fayton geliyordur sanırım. Fayton ile gezmeniz sizlere kolaylık sağlayacaktır,aynı zamanda eğlenceli de olacaktır.Fayton ile bir yerden bir yere gitmek 8TL,küçük bir ada turu 40TL ve büyük tur ise 50TL'dir.Büyük tur; Yörük Ali ve Nizam plajları, Lunapark,Aşıklar,Viranbağ kır gazinoları ve korulukları içeriyor.Küçük tur ise;Araba Meydanı'ndan başlayıp Dil Burnu'ndan Lunapark'a ve oradan da Maden'e geçerek bindiğiniz noktaya geri döner.
Ayrıca Lunapark Meydanı'ndan geçen süslü eşekler ile Ada turu yapmak şu aralar moda oldu.Faytonlara alternatif bir ulaşım aracı olarak da bisiklet kiralayabilirsiniz. 2-3 kişilik bisikletler veya tek kişilik bisikletler mevcut.Ama benim size önerim 2 yada 3 kişilik bisikletler kiralamayın.Arkadaki çevirmez ise yazık olur bacaklarınıza.

Adanın zirvesinde "Aya Yorgi" kilisesi ve manastırı var.İsa tepesinde ise "Hristos" kilise ve manastırı bulunmaktadır.Adanın zirvesine çıkmak için sakın bisiklet kullanmayın.Çok dik bir bayırı mevcut.Yürüyerek çıkarken bile nefes nefese kalıyorsunuz.
Yeme-içme faslına gelirsek; Adadaki restoranlar pahalı biraz fakat korulukta mangal kiralarsanız kendinize hem ucuz hemde güzel bir ziyafet çekebilirsiniz.
"Büyük Ada" hakkında aklıma gelenler şimdilik bu kadar sizlere ince detaylar ile ipuçları vermeye çalıştım.Aklıma daha başka şeylerde gelir ise yazımızı güncelleyeceğim.
İstanbul Adalar Rehberi'nde ki diğer yazılarımızda görüşmek üzere şimdilik hoşçakalın...  




13 Mart 2012 Salı

"Bebek Sahili"

İstanbul'un hatta Türkiye'nin en popüler ve lüks sahillerinden birisidir "Bebek Sahili".Hemen hemen herkes biliyordur magazin programlarından.Sahili ve güzel manzarasıyla bir pazar günü yürüyüşü için ideal bir yer.Sabahları sessiz sakin.Sabahları Bebek Parkında o magazin programlarında gördüğünüz ünlü kişileri görmek çok sıradan orada.
Akşamları ise tam tersi çok hareketli.Sabah ki sessizlikten eser yok.Gece klüplerinden,restoranlara ve barlara kadar eğlence yaz kış demeden devam ediyor.Sahilde çok harika balık restoranları var. Gerçekten kaliteli yapıyorlar. Fakat tahmin edersiniz ki menülerdeki fiyatlar bir hayli yüksek.Sadece restoranlar veya klüpler için değil cafeler yada sıradan bir büfede bile bazen fiyatlar uçuyor.
Bu da Bebek Sahilin'de gezmenin bir cefası olsa gerek.Parası olan için her hafta güzel bir eğlence yeri olabilir.Ama bizim gibi öğrenciler ayda yılda bir gitse olur yani.Bizim gibi öğrenci iseniz yanınızda biraz fazlaca nakit para ile gitmenizi öneririz :) İnsanlık hali ne olur ne olmaz.
Son olarak bu aralar açık hava mekanlarından yazıyoruz  Kadıköy Moda Sahili ve Pierre Loti Tepesi yazılarımız da ilginizi çekebilir.


Havaların daha da ısınmasıyla birlikte "Adalar" rehberimizi de yayınlayacağız.
Sonraki yazılarımızda görüşmek üzere hoşçakalın...

7 Mart 2012 Çarşamba

"Pierre Loti Tepesi"

Malum bahar geliyor artık.Havalar da ısınmaya başladı.
Miniatürk İstanbul;bir küçük Türkiye  yazımızda olduğu gibi açık hava mekanlarından devam ediyoruz.Bugün sizlere "Pierre Loti" ve meşhur "Pierre Loti Tepesi'nin hikayesini paylaşacağız.Pierre Loti'nin hayatının İstanbul ile ilgili kısımlarını anlatacağım.Tüm hayatını okumak isteyenler buradan; Pierre Loti wikipedi ulaşabilirler.İstanbul'a ilk defa 1876 yılında görevli bir subay olarak gelmiş Pierre Loti.
 


İstanbul'da bulunduğu zamanlar Eyüp'te kalmış. 1920 yılında "İstanbul Şehri Fahri Hemşerisi" olarak kabul edilmiş ve adına bir cemiyet bile kurulmuş.Tam bir İstanbul aşığı olan Pierre Loti'nin adı Divanyolu'nda bir caddeye ve Eyüp'te bir kahvehaneye verilmiş.Günümüzde bu tepenin olduğu tepe de; "Pierre Loti Tepesi" olarak adlandırılmış. 


Pierre Loti ve tepesinin hikayesini de öğrendikten sonra bizi ilgilendiren kısma geçelim. "Pierre Loti Tepesi" İstanbul'un en romantik yerlerinden biri olarak  bilinir.Haliç'i tam anlamıyla ayaklarınızın altına seren çay bahçesi İstanbul'un en bilinen yerlerinden birisidir.Dilerseniz burada bir sabah manzara eşliğinde; kahvaltınızı yapabilir veya öğle saatlerinde nargile içebilirsiniz.Fiyatlar biraz tuzludur ancak manzara bunun karşılığını verecektir. 


"Pierre Loti'ye nasıl gidilir ?" derseniz Eyüp Sultan Camii'nin yanında ki mezarlıkların arasından geçen merdivenleri tırmanarak ya da orada bulunan teleferiğe binerek çıkabilirsiniz.

Son olarak ek bir bilgi daha vereyim; "Pierre Loti Kahvesi" adıyla bilinen kahvehane   
19.yy'ın sonlarına kadar "Rabia Hanım Kahvesi" olarak biliniyormuş daha sonra bizim zabit amcanın mesken tutması ile adı değişmiş ve günümüze kadar ulaşmış.
Artık "Pierre Loti Tepesi" İstanbul aşıklarının buluşma noktası olarak biliniyor.
                                                    

5 Mart 2012 Pazartesi

"Kadıköy Moda Sahili"

İstanbul'da Anadolu yakasının en güzel yerlerinden bir tanesidir "Kadıköy Moda Sahili".Geçmiş zamanlarda köşklere ev sahipliği yapan şimdilerde ise onların yerlerini çok katlı binaların aldığı ancak hala İstanbul'un önemli sayfiye yerlerinden olan "Kadıköy Moda Sahili" çekiciliğinden bir şey kaybetmemiş.

Vapurdan indiğiniz andan itibaren sağdan başlayan sahil o kadar uzun ki yürümekten yorulabilirsiniz.Ancak boğaz havasının verdiği huzurla bu yorgunluğu hissetmeyeceksiniz bile.

İsterseniz sahil yoluyla geri dönmeden ara sokakları kullanarak kolay bir şekilde Kadıköy çarşısına çıkabilirsiniz.Sıcak havalarda Moda Sahiline geldiğinizde Modanın meşhur dondurmacısı Ali Ustaya uğramayı ihmal etmeyin sakın.
Son bir not:Eğer sevgiliniz veya eşiniz ile birlikte sahili gezmeye çıkmış iseniz çiçekçi kadınlara dikkat etmenizi öneririm.Bir anda onlarca çiçekçi etrafınızı sarabilir gününüzü zehir edebilir.


Miniatürk İstanbul yazımızda da olduğu gibi bahara hazırlık olması açısından açık hava mekanlarını sizlerle paylaşıyoruz.Bizi takip etmeye devam edin...
Keyifli hafta sonları dilerim...

4 Mart 2012 Pazar

"Miniatürk İstanbul; bir küçük Türkiye..."

Bu yazımızda Miniatürk İstanbul'u tanıtacağız sizlere.Hepimiz duymuşuzdur Miniatürk'ü.Bu yazımızda sizlere Miniatürk'ün nerede olduğunu ve onu tanıtmaya çalışacağız.Türkiye'nin dört bir yanından önemli mimari eserlerin bire bir detayda minyatür olarak yansıtıldığı Miniatürk 60.000 metrekare alana kurulmuş.Bu alanın 15.000 metrekaresi maketlere ayrılmış.40.000 metrekare yeşil alan ve 2.000 metrekare havuz ve su yolunun bulunduğu Miniatürk'te kapalı alanlar olarak da restoran ve kafeteryalar bulunmakta.Peyzaj konusunda

konusunda da dikkatli davranılmış. Kullanılan bitkiler bile minyatür.Bonzai ve özel çimenler kullanılmış.Boğaziçi köprüsünden tutunda, günümüzde ayakta dahi olmayan Artemis tapınağı,Halikarnas mozolesi gibi bazı yapılar o günün şartlarına göre tahmini olarak yapılmışlar.  


Miniatürk'ün bir açık hava müzesi olmasının yanı sıra, ziyaretçilerin keyifli zaman geçirmesi içinde 400 kişilik bir amfitiyatro,hediyelik eşyaların olduğu alışveriş merkezi,hatta çocukların sıkılmaması için oyun merkezi ve labirent bile düşünülmüş.Miniatürk tüm hafta boyunca 09:00-19:00 saatleri arasında hizmet veriyor.Hafta sonları aileniz veya arkadaşlarınız ile hoşça vakit geçirebileceğiniz çok güzel bir yer.
Dilimin döndüğü kadar sizlere anlatmaya çalıştım.Hatalarımız olduysa affediniz.
Keyifli hafta sonları dilerim...  
                                                                

Çengelköy'de Kahvaltı

    Çengelköy İstanbul'un en eski yerleşim birimlerinden olan bu semtte; çıtır simitçisi, eski İstanbul evleri, eşsiz İstanbul Boğazı ma...